Tr | Eng |
  • Ekin
  • Demirci
  • Ahmet Aslan Atölye''de
  • Ballad
  • Cadı
  • İnce Memed
  • Şaman
  • İnşaatçılar
  • Ağıt
  • Kaypakkaya Akıl ve Aksiyon Duygusu
 
Resimler Tümü
 
 
Makaleler > HEY ASKER!  

Dinle şu dağları. 6000 metreden inen çığları, sisleri ve suları dinle. Tarih boyunca, dört yönden gelen fermanlara direnen dağlardır bu dağlar. Ölüm korkusunu burada tanıdı Keyhüsrev’in satrapları, İskender’in, Timur’un cengaver kumandanları. Ve savaşmayı, bir vuzloba (buzkaşi) oyunu gibi burada öğrendi aşiretler. Kana kan töresini, bedeli… 

Buraya giren her asker, hangi kayanın, hangi kovuğun, çatlağın ve uçurumun oku, mızrağı veya kurşunu gelip beni delecek sorusuna cevap bulamadı; ölüm dipten mi  zirveden mi gelecek kuşkusuna derman bulamadı.

İnsanların korkuyu biraz da bu dağlardan öğrendiğini biliyor musun?

Badaşan ürkütücüdür, gitme oraya. İçine nasıl gireceksin, girdiğinde nasıl çıkacaksın? 

Ve sonra, Hilmand suyu havzası. Oraya göçmen kuşlar girebilir ama sen giremezsin. Dağların çepeçevre kuşattığı bu çukur harikası, iklimiyle ısırır seni. Gecesi buzhanedir uyuyamazsın. Gündüzü kavurur seni. Kervanları korkutan, içine çekip boğan bir kış gerçeğine sahiptir burası. Burada, üç aylık yaz mevsimi, gölgede 47°’yi geçer. Buranın doğurduğu rüzgarlar, yazın yaylaları kavurur, kışın ise dondurur. Afganlı buraya alışmıştır. Buraya giren asker, çekilme emri almazsa firar eder. 

Rüzgar mı diyorsun? Afgan rüzgarından kork. Herat ile Seistan arasında gidip gelmekten hiç söz etme. Yaz ayları burası, şiddetli kum fırtınalarından ibarettir. Sadece kervanları, yılanları ve kertenkeleleri değil, motorlu araçları bile anafora alan, saran ve hareketsiz hale getiren fırtınalardır bunlar. 

Doğa, sana destek vermez, asker. Çünkü çelik, ateş ve egemenlik duygusuyla gelmişsin. İstilacısın. Asırlardır bağrında yaşayanlara destek verir doğa. Fısıldar, “orası tekin değil, buraya gel,” diye. 

Biliyorum ama yine de sormadan edemiyorum. Ne istiyorsun asker? 

Üç bin metre yüksekliklerde yeşeren tarlaları mı? Sıcak ve verimli lös topraklarıyla, bağrını envaiçeşit mahlukata sunan vadileri mi? Boşuna bakma kanallara, yeraltı su yollarına.. Buraları, askeri bir üs haline mi getirmek istiyorsun yoksa? 

Çok farklı bakıyorsun, öyle bakma asker. Arpa korkar senden. Buğday, darı, nohut, mercimek, pirinç tarlaları, dağ kuşları korkar… ve sonra soğan, şeker kamışı, biber, kavun, karpuz, bağlar, bahçeler….hepsi korkar.

Ovalarda vurulurum diye kendini dağlara vurma asker. Aç kalırsın. Yerlerini bilemezsin badem, erik, dut, ceviz, kayısı ve incir ağaçlarının. Onlar da iç sesleriyle çağırmazlar seni. Çağırsalar bile, acaba bir pusu mu kurulmuş orada diye işkillenir, gidemezsin. Keçinin, devenin ve yünü güzel, iri kuyruklu karakul koyunlarının süt kokusuna da gidemezsin. Bilirsin ki ne çoban satar, ne de o hayvanlar süt verir sana.

Sen, kim bilir belki de bir köylü çocuğusun, asker. İlgin bunlara olabilir, yüne, pamuğa, halıya, astragan kuzulara ve meyve ağaçlarına. Ama seni buralara gönderenlerin ilgisi daha çok ışıltılı şeyleredir. Yeraltından gürleyerek fışkıran gazın alevine, kuzeyin petrolüne, Hindikuş dağlarının Kurbant vadisindeki demirine, Cağdalak geçidinden Kabil’in doğu yakasına doğru gülümseyen yakuta….

Bu coğrafyanın savaş tarzı, seninkine benzemez asker. Burada hayat gerilladır. Gerilla ise hareket halinde olmanın adıdır. Dayandığı bir yer yoktur gerillanın. Aklının dayandığı bir yer de yoktur. Savunması, hat tutmaya, mevziye değil, saldırıya dayanır. Kendini saldırıyla savunur, saldırıyla soluk alır. Bu onun tarihidir, yaşam tarzıdır.

Bak, orada bir göçmen kuş ötüyor, dut ağacının dalında. Git onu dinle biraz. İnsan ve hayvan öldürmeyi, köleliği ve ağaç kesmeyi yasaklayan, Budist hükümdar Ashoka’nın mezarından gelmiş. Ayaklarında, gagasında ve ötüşünde mezar çiçeklerinin kokusu var. Silahını bırak şu kayanın dibine, git  o kuşu dinle biraz.       

Ağustos-2021

AFGANİSTAN(Sovyet İşgali) kitabından alınmıştır.