Tr | Eng |
  • Kazıcı
  • Kafa-1-
  • Unutmak
  • Kadınlar serisi: 8 Mart
  • Ağaç
  • Dervis-2-
  • Tasmanya
  • Madenci kadınlar
  • Çocuk ve Kuş
  • Buluşma
 
Resimler Tümü
 
 
Makaleler > Yazarlar Dizisi – 4: Caterina Spence  

Yaşı ne olursa olsun, ak saçlı, kısacık, tombul ve enerjik bir İskoç köylü kızı olarak hayal etmişimdir hep. Avustralya’nın ilk kadın romancısıdır. Kendisini kuşatan gerçekliği yazmaktı en büyük derdi. 1825’te, yaşamını kuramamış bir İskoç ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. 1839’da ailesiyle birlikte gelip Güney Avustralya’ya yerleşti.

Caterina Spence, ‘mutlu bir çocukluk’ geçirdiğini ve kendisini, ‘iyi yetişmiş’ biri olarak hissettiğini söylüyor. İyi bir yazarlık için olumlu bir durum değil bu. Kriz yok, acı yok, yokluk yok. Büyük bir yazar için gerekli olan şeyler yok. Adalaid’e vardığında, kuraklık, yokluk, darlık onu, kendi deyimiyle “gidip boğazımı kesme” derekesine düşürdü. Ölümcül olmamak şartıyla kesseydi, kalemine güç katmış olurdu.

Sonra toparlandı iş ve yaşam kurma imkânlarına yöneldi ve kız kardeşiyle birlikte bir yetimhane açtı, mürebbiyelik yaptı. Yetim Aborjin çocuğu mu yok! Dolu. Hiç evlenmemişti, evliliğe ilgi duymasına rağmen, evlenme tekliflerini de reddediyordu.

Spence, yalnızlığın biçim üreten ateşini harekete geçirdi, kısa eserler ve şiirlerle başladı işe. Henüz 30 yaşına girmeden, 1854’deki altına hücum döneminde, ‘Clara Morison’ adlı ilk romanı yayınlandı. Oldukça özgül yanları olmasına rağmen, Viktorya Dönemi’ndeki kadın yazarların aşk romanlarından birisinin, Adalaide geldiğini hayal ettiriyor bana.


Romandaki yetim ve eğitimli bekar İskoç kadını ve onun hikâyesi, yazarın yaşamıdır bir anlamda. İlk yerleşimcilerin, ince, ayrıntılı, zorlu ev yaşamları, maddi sıkıntıları, güçlükleri, hastalıkla cebelleşme durumları; altına hücumun, Victoria’ya savurduğu erkekler, kadınlaşan Adalaide, hızla zenginleşme arzusunun yarattığı para ve insan çalkantıları, altın tarlalarındaki çocuklardan eve gönderilen mektuplar… Bu romanda yazar, ilk yerleşimin derme çatma işletmelerinde, tek katlı ahşap evlerinde, boğa burunlu verandalarında, kendi çıplak iklimi içinde bakıp duruyor bana. Ahlaki ve politik bir dil kullanıyor. Kadının, toplumda olması gereken yerde olmadığını hissettiriyor okura. Romanın ironik iklimi, ısıtıyor insanı; başkahramanına ısınmak zor ama.

Avustralya şehirleri arasında öteden beri bir rekabet var. Sydney Melbourne, Adalaide Melbourne. Roman, Adelaide’i ahlaki açıdan daha üstün ve daha entelektüel bir şehir olarak sunuyor.

‘Clara Morison’, onun ilk romanıdır. Bunu Tender and True, Uphill Work, Yazarın Kızı, Bay Hogarth’ın Vasiyeti, Gathered In ve Handfasted gibi romanları izledi. Bu son roman, “evlilik bağını gevşeten, … aşırı sosyalist,” olan, “ve bu nedenle tehlikeli” bulunan ve de yayımlanmayan bir roman olarak tanındı. El yazması korundu ve ölümünden 67 yıl sonra, 1977’de basıldı. Bu romandan sonra roman yazmayı bıraktı. Yaşlılık döneminde, Bilinmeyene Bir Agnostiğin Bilinmeyene İlerlemesi (1884) ile Gelecekte Bir Hafta (1889) adlı kurguları üzerinde durdu.

Sadece edebi değil, aynı zamanda, politik, feminist, bir yaşam hattında bulunan Spence, 1891’de kadınların seçme ve seçilme hakları için verdikleri mücadeleye katıldı, Güney Avustralya Kadın Oy Hakkı Birliği’nin başkan yardımcısı oldu. Güçlü bir konuşmacı ve örgütleyici olarak, mitinglerde konuştu. Mücadelesini ülke dışına taşırdı. 1893’te Chicago Dünya Fuarı’nda, İngiltere ve ABD’de konferanslar verdi. 1894’te Güney Avustralya’da, Spence gibi kadınların sabırlı ve kararlı çabaları, mücadeleleri sonucunda kadınlar, seçme ve seçilme haklarını kazandılar.

Bunu, New South Wales ve Victoria’daki kadın kampanyaları izledi. Spence etkin bir rol oynadı ve kadın mücadelesinin sembolü haline geldi. Sadece kadınların değil, Thomas Hare’in etkisinden olsa gerek, azınlık hakları ve onların temsili için de mücadele yürüttü. Yetim, yoksul ve reşit olmuş suçlu çocukların koruyucusu oldu, Caroline Emily Clark ile birlikte.

Ruhunu gökkuşağına dönüştüren Spence, sadece çocukları değil, sanatı da korudu. Özellikle de yaratıcılığa susamış, desteksiz kadın sanatçıları… Avustralya’nın önde gelen ve eserlerinde Aborjin motiflerini ilk kullanan modernist ressama, Margaret Preston’a güç verdi.

25 Şubat 2021

Gazete Öneri